İstanbul’da Bir İlk: “Odak Ülke Azerbaycan”

Yazıcı-dostu sürüm

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen İstanbul Publishing Fellowship (Uluslararası İstanbul Yayımcı Profesyonel Buluşmaları) İstanbul’da 9-11 Mart 2021 tarihleri arasında yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklediği ve Bakü Yunus Emre Enstitüsünün de ortağı olduğu programa 60 ülkeden 345 yayıncı, editör, çevirmen gibi profesyoneller katıldı. Uluslararası İstanbul Yayımcı Profesyonel Buluşmaları’nda bu yıl ilk kez Odak Ülke Azerbaycan seçildi.

Bakü Yunus Emre Enstitüsünün de destekleriyle gerçekleştirilen programda, Azerbaycan Kültür Bakanlığı, Azerbaycan Yazarlar Birliği, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi ile Azerbaycan’ın büyük yazar ve ilim adamları, yayınevi sahipleri dünya yayıncılarıyla bir araya getirildi.

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği tarafından 6.’sı düzenlenen buluşmaya İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, basın ve yayın camiasından isimler ile davetliler katıldı.

“20 Bin Dolarlık Teşvik Ödülü”

Programın açılışınnda, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya gelecek yıl İstanbul Publishing Fellowship’te 100 ülke ve 500 yayıncıyla buluşmayı arzu ettiğini belirterek, “Konu İstanbul olunca, İstanbul’daki bir buluşma olunca elimizde değil, hep zirveyi hedefliyoruz. Yayıncılık mesleği bir tutku bir sevda gerektiren bir meslek. Bu mesleğe gönül vermiş tüm yayıncılarımızı ve Türkiye Basım Yayın Meslek Birliğini gönülden kutluyorum. Üçüncü kez katıldığım bu organizasyona bu yıl 20 bin dolarlık teşvik ödülüyle destek olduk. İnşallah gelecek yıl, bunu 50 bin dolar yapacağız.” diye konuştu.

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan ise programın bu yıl odak ülkesi olarak belirlenen Azerbaycan’ı tebrik ederek, “Türk edebiyatının sınırlarının genişliğinin fark edilmesi için Azerbaycan’la başlanılması çok isabetli olmuş. Bütün misafirlere başarılı bir toplantı diliyorum. Umuyorum ki pandemi bittikten sonra önümüzdeki yıl çok daha kalabalık bir programda bir araya geleceğiz.” dedi.

“Azerbaycan-Türkiye ilişkisi edebi ve manevi alanda da dünyaya emsal teşkil edecek”

Açılışta, Azerbaycan’ın edebi ve ilmi birikimi anlatan Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Ord. Prof. İsa Habibbeyli ise Azerbaycan ve Türkiye’nin birbirinden ayrı kalmadığını belirterek “Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in rehberliğiyle zaferle sonuçlanan Karabağ Savaşı’nda da Azerbaycan, başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye devletinin siyasi, Türk halkının manevi desteğini her gün hissetmiştir” dedi.

Habibbeyli, programda Azerbaycan’ın odak ülke seçilmesinin Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin bir göstergesi olduğuna dikkati çekerek, “Bu rahmetli Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in beyan ettiği ‘tek millet ve iki devlet’ olmanın tecessümüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Habibbeyli, Azerbaycan edebiyatının bugün dünyanın tanınan ve bilinen dillerinin hepsine tercüme edildiğine işaret ederek, “Dünyanın bütün dillerin edebiyatı da Azerbaycan diline tercüme edilmiştir. Azerbaycan’da okunur, satılır, öğrenilir ve tatbik edilir. Azerbaycan edebiyatı büyük köprüler üzerinde devletinin açtığı yeni imkanlarla milli değerleri halkına yansıtıyor. Azerbaycan edebiyatı daima Türk halklarının edebiyatıyla faaliyet içindedir. Azerbaycan’ın diğer Türk devletleriyle bütün sahalarda olduğu gibi edebi ve manevi alanda da bağlantıları vardır. Azerbaycan-Türkiye ilişkisi bu sahada da dünyaya bir emsal teşkil edecektir. Bu iki devlet, dünyaya barışın, adaletin, özgürlüğün, dostluğun numunesini gösterdiler. Bu sempozyum aynı zamanda dünyaya Türk medeniyetinin insana verdiği değeri de gösterecektir.” şeklinde konuştu.

“Yayınlarımızı Bütün Dünyaya Açmak Mümkün”

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) Başkanı Mustafa Doğru, dünya yayıncılarıyla Türk yayıncılığının karşılıklı iş birliğinin artırılması ve İstanbul’un bir telif pazarı haline getirilmesi amacıyla ilk kez 2016’da düzenlenen İstanbul Fellowship’in, her yıl hedeflerini büyüterek yayıncılık dünyasının kalbini İstanbul’a taşımaya devam ettiğine dikkati çekti.

Kitap aşkına yollara düşmüş çok gezen bir grupla bir arada olmaktan memnun olduğunu ifade eden Doğru, “Geçen beş programa katılan yayıncılar gönüllü elçilerimiz oldular. Bu program sayesinde başta Avrupa, Arap dünyası, Asya ve Afrika olmak üzere tüm dünyada bir network oluşturmak ve yayınlarımızı tüm dünyaya açmak mümkün. 2010 yılında Türk yayıncıları 210 milyon bandrollü kitap üretmişken 2020 yılında 433 milyona ulaştı. Bu da 10 yılda ikiye katlanacak bir hızda büyüdüğümüzün bir işaretidir” şeklinde konuştu.

İkinci Gün’de İki Oturum: “Odak Ülke Azerbaycan Edebiyatı”

Program kapsamında ikinci gün “Azerbaycan Edebiyatı ve Dünya Dillerine Tercümesi” ve “Gerçek Kurmacayla Buluşunca: Çingiz Abdullayev” başlıklı oturumalar gerçekleştirildi.

Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen oturumların ilki olan “Azerbaycan Edebiyatı ve Dünya Dillerine Tercümesi” etkinliğinin moderatörlüğünü Bakü Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Selçuk Karakılıç üstlendi ve Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Ord. Prof. İsa Habibbeyli, söyleşide Azerbaycan şairi Nizami Gencevi’yi anlattı.

Azerbaycan’da 2021’in “Nizami Gencevi Yılı” ilan edildiğini aktaran Habibeyli, Nizami’nin Azerbaycan’ın Gence şehrinde dünyaya gelip orada yaşadığını, aynı zamanda dünya edebiyatındaki önemli isimler arasında da yer alan büyük bir şair olduğunu söyledi.

Azerbaycan edebiyatının ilk numunelerinin sözlü eserler olan destanlarla başladığını aktaran Habibbeyli, şunları kaydetti.

“7. ve 10. yüzyıllardaki yazılı edebiyat eserleri Orhun ve Yenisey abideleri bizim ortak edebi abidelerimizdir. William Shakespeare, Avrupa Rönesansı için hangi mevkiye sahipse Türk-İslam dünyası için de büyük Azerbaycan şairi Nizami Gencevi, aynı misyonu üstlenmiştir. Nizami Gencevi, 12. yüzyılda Azerbaycan’ın Ömer Hayyam’ı gibi şöhret kazanmıştır. 13. ve 16. yüzyılda Azerbaycan edebiyatı anadilde varlığını sürdürmüştür. Ortak edebiyatımızın zirvesini temsil eden Fuzuli, şairliğin en büyük lirik divanını meydana çıkarmıştır. 17. ve 18. yüzyılda ise erken realizm devrine dönmüştür. Edebiyatta artık Leylalar, Mecnunlar kalmamış, Azerbaycan coğrafyasının güzellikleri anlatılmaya başlanmıştır. 19. yüzyıl Azerbaycan için maarifçilik devridir, maarifçi realizm edebi akımı kurulmuştur. 20. yüzyılda da tüm dünyada olduğu gibi Azerbaycan’da da romantizm edebiyatının örnekleri verildi. Bu devirde satirik ve mizah edebiyatı ortaya çıktı. Türk-İslam coğrafyasında Üzeyir Hacıbeyli’nin Leyla ile Mecnun operası da büyük hadiselerden biriydi. Sovyetler döneminde elbette Sovyet ideolojisi çerçeve oluşturdu. Sovyet devrinde de edebiyatçılarımız Azerbaycan halkına hizmet eden mükemmel eserler yazarak, halkın milli manevi ruhunun korunmasını sağladılar.”

Azad Ağaoğlu da çağdaş Azerbaycan edebiyatı ve romanı hakkında bilgiler vererek Azerbaycan edebiyatında önemli bir yeri olan “Ali ve Nino” eserine değindi.

“Ali ve Nino”nun yazarının kesin olarak bilinmediğini ancak bu yazarlar arasında Azerbaycanlı Yusuf Vezir Çemenzeminli isminin zikredildiğini söyleyen Ağaoğlu, “Çemenzeminli’nin ismini bu vesileyle anmak istiyorum. Onun ‘İki Ateş Arasında’ romanı Azerbaycan’ın tarihini anlatan bir eserdir. Bu eser kendisi hayattayken basılamamıştı. 1960’larda basılmıştır. O zaman da ‘Tank İçinde’ adıyla basılmıştır. Çünkü İki Ateş Arasında adı sakıncalı bulunmuştur. Burada İki Ateş Arasında derken bahsettiği Kuzey’de Rusya güneyde İran’ın arasında kalmasıdır. Bağımsızlıktan sonra tekrar özgün adıyla basılması mümkün olmuştur.” dedi.

Dr. Mehman Hasanlı ise Azerbaycan romanının tarihini anlattı.

Çingiz Abdullayev: “Müslümanlar polisiye roman yazar mı?”

Programın ikinci oturumu olan “Gerçek Kurmacayla Buluşunca: Çingiz Abdullayev” söyleşisinde ise yayımcı ve editör Nazlı Berivan Ak, Azerbaycanlı yazar Çingiz Abdullayev’e sorular yöneltti. Yayımlanmış 200’den fazla eseri bulunan Abdullayev, küçük yaşlardan itibaren babasının kitaplığından etkilendiğini ve kitaplara ilgisinin o yaşlarda başladığını anlattı.

Abdullayev, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti KGB İstihbarat Servisi’nde çalıştığını aktararak, “Yazmak benim sevdiğim bir şey. Sevmesem mecburi de olsa yazamazdım bunları. Eğer ben bunları yaşamasaydım da 200’den fazla eser yazamazdım. Bir roman yazabilirdim, iki roman yazabilirdim. Bu ikisinin birlikte olması lazım. Ben yazmayı seviyorum. O yüzden yazarken, sadece yazmıyorum, yaşıyorum. Bu benim hayatımdır.” ifadelerini kullandı.

Batı’da Müslümanların polisiye romanı yazamayacağına dair bir algı olduğunu söyleyen Abdullayev, “Polisiye yazılmaz, ona benzer şeyler yazılır Müslümanlar arasında diyorlar. Onlara göre Hristiyanlık dini polisiye romanı yazmaya müsaittir, çünkü bir kiliseye girdiğinizde Allah’ı, iblisi, düşmanını somut olarak görürsünüz. Birbirine bağlı olayları gördüğünüz için polisiye roman yazabilirsiniz. Ama Müslümanın inanışı yürektedir. Görmezsin somut olarak. O yüzden Müslümanlar daha yürekten gelen şeyler yazarlar. O yüzden belki benim romanlarımı Doğu ve Batı kültürünün bir sentezi olarak görüyorlar. Bu Müslüman Azerbaycanlı ne anlatıyor diyor olabilirler. Ben polisiye yazmıyorum. Yaşadıklarımı siyasetle bağlı yazıyorum.” diye konuştu.

Publishing Fellowship, profesyonel editör, çevirmen ve yayıncıların bir araya gelerek telif anlaşmaları imzaladığı ve görüş alışverişinde bulundukları üçüncü gün sona erdi.

Diğer Etkinlikler

Bakü Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye’de Yunus Emre Yılı, Azerbaycan’da Nizami Gencevi Yılı olarak anılması sebebiyle...

Bakü Yunus Emre Enstitüsü, Azerbaycan Milli Konservatuarı Güzel Sanat Okulu öğrencilerinin rol aldığı "Nizami'den Yunus...

İstiklal Marşımızın kabulünün 100. yıldönümü vesilesiyle 12 Mart 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği...